Kafe Pi’de Sömürü

kafe-pi-somuru

İstanbul’un “en kaliteli” mekanlarından biri olarak gösterilen Kafe Pi’de, işçiler maruz kaldıkları sömürü karşısında patronu ve kafeyi deşifre etti.

Kafe Pi çalışanının yayınladığı yazı:

-çalışanların tamamına yakını sigortasızdır.

-denetime gelincekse sigortasız personelin iş kıyafetleri çıkartılır ve müşteri gibi davranmaları söylenir.

-çalışma saatleri minimum 14-15 saattir.

-maaş ödemeleri haftada bir yapılır. ama her zaman ödeme yapılmaz hatta bazen aylarca bazen de hiç ödeme yapılmaz ve sebep olarak “para yok” denilir.

-gece kulübü olarak işletilen bazi mekanların ruhsatı bulunmaz.

-eğer çalışma saatleri içinde çalışanların başına herhangi bir kaza gelirse, iş yoğunluna bağlı olarak çalışmaya devam etmeleri söylenebilir ya da müsait bi zamanda kendi kendilerine halletmeleri istenir. hiçbir sorumluluk üstlenmezler.

-her kapanışta o gün kullanılan alkoller cetvelle ölçülür, kazayla veya çalışma esnasında dökülen/damlayan her alkolün parasını alış fiyatından kuruşuna kadar o gün çalışandan keserler.

-gece sonunda kasa yapılırken çıkan her açık o günün personelinden kesilir, ne yazık ki kasa yapımında bir sorun olsa dahi personelden aldıkları paraya güvenerek üstüne gitmezler.

-iş başlarken cebinizdeki bütün parayı ve cüzdanları toplarlar, kapanışta bütün personel güvenlik karşısına dizelerek baştan aşağı aranır. bir yerinden para çıkan olursa hirsiz muamelesi gorur.

-işletmelerde sözlü şiddet çok normal görülüyor, en ufak bir hatada ağıza alınmayacak hakaretlere maruz kalınıyor. -geçen yaz açık olan curcuna şubesinde oruç tutan personele “oruç tutacaksanız çalışmayın” denilerek çalıştırılmamıştı.

-çalışanlara verilen işler arasında mekanın işletmecisi ve sabinin kişisel işleri yaptırılır (köpeklerini gezdirme, evlerine yemek/eşya taşıtma vs.)

-parmak izi okutma, personel defterine giriş-çıkış saati ve imza atmama durumunda alacağınızın büyük bölümü kesilir. 14 saat çalışıp sırf imza atmadığınız için 7 saatlik paranız kesiliyor.

Maaşlarımızı aylardır alamıyoruz. işletmeci, muhasebeci, avukat gibi bilumum yetkililer tarafindan sürekli oyalandık. Para yok denilip yeni mekan acmaya, tadilatlara para harcamaya devam ettiler ama bize “para yok”tu. son olarak bu kuruluşun sahibiyle görüşüldü, daha fazla beklemek istemediğimizi hakkımız olan parayi almak istedigimizi soyledik, ne de olsa saatlerce calışıp alnımızın teriyle kazanmıştık. Fakat karşılaştığımız manzara karşısında neye uğradığımızı saşırdık. Alacağımız paralar küçümsenerek “üç kuruşun peşine mi düştün yavşak” gibi ceşitli hakaretlere uğradık ve artık olaylar patlak verdi.

Bütün bunlara rağmen çalışmaya devam etmiştik, ögrenciyiz paraya ihtiyacımız vardı, verilen sözlere güvendik ama artık sesimizi duyurmak istiyoruz.”