GİDER’le Örgütlenmeye, 1 Mayıs’a

Komiyken tabak toplardım ve garson olmak isterdim, garsonken şef garson. Reyoncuyken reyon şefi, yaya kuryeyken moto kurye olmak isterdim. Defacto’da çalışırken Diesel’de çalışmak isterdim. Kafedense barda çalışmak daha karizmatikti. Ucuz değil pahalı ankete çıkmak isterdim.

Ben;
Hep koşturarak çalışırım. Günde 12 saatten haftada 72 saat çalışırım. Boş dakikam yoktur çünkü “boştaysan topla-temizle” ilkesi vardır. Molalarda saniyelerim hesaplanırken açılışta ya da kapanışta saatlerim hesaplanmaz. Off günüm tam gün değildir, yarım gündür ve asla hafta sonu olmaz, hep hafta arasıdır.
Hep gülümseyerek çalışırım. Kirayı faturayı ödeyemediğimde, haftalığımın iki üç katı hesap ödeyenlere gülümserim ben. Bir ayakkabıya bir monta aylığımı harcayanlara gülümserim. Evde, işte, trafikte gerilenin terslenmesine bile gülümserim. Dişim, karnım, başım ağrır; gülümserim.

Hep işçiyim. Lisedeyken üniversiteye hazırlık için çalışmam lazımdı. Üniversiteyi kazanınca çalışmayacaktım. Hiç kazanamadım üniversiteyi ve çalışmam lazım. Ya da kazandım üniversiteyi ama yine de çalışmam lazım. (Ya bitince?). Çünkü bir GİDER işçisiysen yani vasıftan sayılmayan vasıfların varsa, anadan babadan binlerin milyonların yoksa, çalışmak zorundasındır.

Hep işsizim. En hızlı işe alınan ve işten atılan hep bizizdir. Hep kurallarla çalışırız. Tüm kurallar biz karşı bizde kurallara karşıyızdır. İşten atılacağımız zaman mutlaka okumadan -okutulmadan- imzaladığımız iş anlaşmalarındaki sınırları aşmışızdır. İşten atılınca da alacağımız yok hatta borcumuz vardır.

Biz;
Türkiye’deki işçilerin %50’siyiz. 15 milyon hizmet sektörü çalışanı var. Vasıftan sayılmayan vasıfları olan 15 milyon. Her sektörün yan sektör işçisiyiz. Atölyelerde, fabrikalarda fasoncuyuz. Yollarda kuryeyiz. Okulda, hastanede hademeyiz. Bankada, şirkette çaycıyız. Caddelerde parıltılı ışıklarla parlayan mağazalardaki reyoncuyuz. Alışveriş Merkezlerinde yaz da olsa kış da olsa hava hep 22 derecedir. Biz AVM’lere tüketmek için değil tükenmek için sabah giren akşam çıkanlarız.

Biz, biz olmalıyız; birleşmeliyiz. Her yerdeyiz ama ayrı ayrı her yerdeyiz ve ayrık da olsak birleşmeliyiz. Atölyede, fabrikada onlarca, yüzlerce işçinin emek vererek ürettiği herhangi bir ürünü müşterisi alıp nasıl tüketiyorsa, bizim de ürettiğimiz hizmeti bir ürün gibi alıp tüketiyorlar. Bir insan bir başka insana niçin hizmet etsin, niye hizmetçisi olsun ki? Bu saçma sapan sistemi kim kurmuş, kim zenginin zengin, fakirin fakir kalmasını istiyorsa o. Patronlar, aynı fabrikadaki işçilerin emeğini sömürdükleri gibi, biz hizmet işçilerinin de emeğini sömürerek zenginleşiyorlar. Daha ne kadar istemeden koşturmayı, gülümsemeyi sürdüreceğiz? Daha ne kadar patronun bolluğuna bolluk, yaşamlarımıza yokluk katacağız? Daha ne kadar bu sisteme katlanacağız? Bu sistemi kimin kurduğu belli, peki bu sistemi kim değiştirecek? Biz olan bizler.

Genç İşçi Derneği

(Hizmet sektöründe yaklaşık 15 milyon işçi çalışıyor. Ve bu işçilerin toplumsal statüsü hep aynı. Biz hep genç kalmak zorunda olanların derneğiyiz.)

1 Mayıs Maltepe Mitingi Buluşma Noktamız;
Bağdat Caddesiyle Feyzullah Caddesi Kesişimi Saat:10.30
İletişim: 0553 721 11 00